2007 iş bakımından pek bir yoğun geçti. Aslında özel hayat anlamında da öyle. Scuba, motorsiklet ehliyeti, yat kaptanlığı, Dubai, Prag...
Her birimizin hayatına bir Facebook girdi ki sormayın; kim kimi nerelerden tanıyor. Lost dizisinin 4,8,15,16,23,42 rakamlarını daha bir düşünür olduk. Heroes da yılsonuna doğru beni saran dizilerden.
Avrupa Yakası da baymaya başladı. Gülse Birsel, yine bizi şaşırtıp yakında toparlar umudumu da sürdürmüyor değilim.
2008 daha keyifli olur umarım. 2007'ye yetişmeyen birçok şeyi 2008'e pasladım. Mart'ta da 25 doluyor; hadi hayırlısı.
23 Aralık 2007
21 Eylül 2007
80lerde doğup 90larda çocuk olmak
Süper Baba'nın müziğini flütle çalmışsanız
LC Waikiki veya benetton tüm renkleriyle kıyafetlerinizde önemli markalar olduysa...
SHOW TV'nin müziğini hala hatırlıyorsanız dup dıbu dıp dıp dıbı dıp dum...Tabi ki bir de :İyi TV eyç bi bi, eyç bi bi iyi TV
Önce hüplet sonra gümlet' hayat felsefeniz olmuşsa
Bizimkiler dizisi ertesi gun okul oldugunu bi sureligine unutturduysa
Parliament pazar gecesi sinemaları müziğini duyduğunuzda içinizde hala garip duygular uyanıyorsa (yarın okul var hüznü, ailenin seni yatırıyor olmasına duyduğun kızgınlık, o güzel mavinin romantizmi...)
Polis Akademisindeki her sesi çıkaran adama hayranlık duyuyorsanız
Elm sokağında kabus yüzünden hala yatağın altına bakmaktan korkuyorsanız
Chucky yüzünden en sevdiğiniz oyuncağınızı bile göz önünden kaldırmışsanız
Okulda coca-cola kutusunu ezip mac yaptiysaniz (kızlar yan yatırıp üstüne tam ortasına ayagı yerlestirip ustune basıp yururlerdi, topuklu ayakkabı gibi olurdu)
Apartmanin altindaki zil veya taksi diafonuna basmak müthiş heyecanlı bir yaramazlıksa
Tutti frutti çok ayıp ve olağanüstü merak uyandırıcı bir şovsa
Dört tekerlekli ayakkabının üstüne takılan patenlerden sonra roller bladeler size büyüleyici geldiyse
Bakkala gönderilmenin en güzel yanı küçük sarellenin dibini minik plastik kaşığıyla kazımak veya leblebi tozu yiyip konuşmaya çalışmaksa
Aterideki ördek vurmaca oyununda silahın nasıl çalıştığına hala kafa yoruyorsanız
Işıklı spor aykkabılar hava atmanın önemli bir unsuruysa
Bayramda harçlıklarla aldığınız ilk şey kinder süpriz yumurtasıysa(kağıdını tırnakla yırtmadan dümdüz yapmak da sabır ister doğrusu)
Clementine sizde derin izler bırakmışsa
Kasete kayit yapilabilmesi icin alt tarafinda bulunan karelerin bantla kapatilmasi gerektiğini öğrenmenin önemini biliyorsanız
Commodore 64'de tornavidayla kasetin kafa ayarını yaptıysanız
Anne saat kaç, simiiit, birdir bir, çay kahve gazoz, akşam ebesi, dansa davet, çatlak patlak, yakan top gibi kalabalık oynanan sokak oyunlarından sonra anneniz sizi balkondan yemeğe çağırmışsa
________________________________
"bandıra bandıra ye beni" şarkısını hızlı söylemeye çalıştığınız günler varsa
Rönesans sanatçılarını ilk kez Ninja Kaplubağaların ismi olarak tanıdıysanız
Tele On diye bir kanalı hatırlıyorsanız
Haftasonları çizgi film izlemek için errken kalkmanın ne demek olduğunu biliyorsanız
Şirinler geyiğini arkadaşlarınızla mutlaka çevirdiyseniz (Şirine aslında Gargamel tarafından yapıldı...)
Beğenseniz de beğenmeseniz de tüm çizifilmleri art arda izliyorduysanız
Bir Başka Gece çocukluk hayatınızdaki en görkemli şovsa
Pazar geceleri yıkanma günüyse
Seden Gürel'in neden öyle giyindiğini şimdi sorguluyorsanız
Müzik yelpazesi hayatınıza büyülü yabancı müzisyenler kattıysa
Bir sanal bebeğiniz olmuşsa,
Tetris'i süper hızla oynayabiliyorsanız,
MIRC ergenliğinizin önemli bir parçası olmuşsa(a/s/l ne demek biliyorrsanız)
ICQ nun 11 haneli rakamını ezberlemeye çalışmışsanız.
Pili bitmesin diye kasetleri kalemle havada sarmışsanız,
Çizgifilm şarkılarının ingilizce veya japonca olsa da ezberlemişseniz
Kokulu silgiye, deftere, kaleme harçlığınızı yatırdıysanız.
Eti Cin, Eti Puf, ABC, Balık Kraker, Negro, Bonibon,
Topitop, Yumiyum...vb çok seviyorsanız ve her zaman yeme kabiliyetiniz varsa
Sulugöz'ü düşününce bile ağzınız sulanıyorsa
Küçük bir kızsanız Sindy ile Barbie'yi karşılaştırıyorduysanız
Tsubasa'yı ve küre biçimindeki sahanın sonundaki dev kaleyi hatırlıyorsanız
"Hey Corç versene borç" deyince cevabı hemen yapıştırabiliyorsanız
Macarena dansını yapabiliyorsanız
TV den çekilmiş çizgifilmli sayısız kere izlediğiniz VHS leriniz varsa
Telefonların jetonla çalıştığını hatırliyorsanız
İstop diye bağırdığımızda renk yakalamaya çalışırken onun aslında stop olduğunu uzun zaman önce çözmüşseniz
Saçları renkli ve uzun patlak gözlü çirkin trolleri bile bir furyada satın almışsanız.
Capri Sun ın reklamı ve melodisini hatırlıyorsanız.
Annenizin mavi ped torbalarını şişirip patlattıysanız.
Power Rangers'ın renklerini hatırlıyorsanız
Mc Donalds a gitmek için ailenize yalvardıysanız
Olacak O kadar, Yasemin'in penceresi, Hadi Anlat Bakalım, Adam Olacak Çocuk, Saklambaç.. gibi programları hatırlıyorsanız.
Lambada'nın müziği kulağınızda çalabiliyorsa
"Nereye çufçufluyoruz"un kimin dediğini biliyorsanız.
Sayısız joystik kırdıysanız ve gün gelince artık joystik satılmadığını fark ettiyseniz
Fame City cennetle eşdeğerse
En sevdiğiniz sayı altıysa
Prince of Persia'da alttaki dikenlere düşünce çıkan dınnzk sesini ve kanları hatırlıyorsanız
Mon Ami 48 lik boyalardaki altın ve gümüş renkleri statü sembolüyse
Gençlik hayaliniz Beverly Hills teki havuzlu arabalarsa.
Uhuyla oynamanın zevkini biliyorsanız
Kolalı jelibonun önce kapağını yediyseniz
annenizin poşetler dolusu taso,misket, sporcu kağıtları,
gazoz kapaklarını attığını öğrenince ağladıysanız
Peçete, kağıt, poşet vb... koleksiyonu yapmışsanız
...
Çocukluğumuza dair nostalji zamanı
Katkılarınızla o günleri daha iyi hatırlayacağız.
Lütfen bulduğunuz fotolarını, nostalji Youtube
videolarını, hatırlamak istediğiniz her şeyi paylaşın.
EVET YAŞLANIYORUZ.
(mail forward)
LC Waikiki veya benetton tüm renkleriyle kıyafetlerinizde önemli markalar olduysa...
SHOW TV'nin müziğini hala hatırlıyorsanız dup dıbu dıp dıp dıbı dıp dum...Tabi ki bir de :İyi TV eyç bi bi, eyç bi bi iyi TV
Önce hüplet sonra gümlet' hayat felsefeniz olmuşsa
Bizimkiler dizisi ertesi gun okul oldugunu bi sureligine unutturduysa
Parliament pazar gecesi sinemaları müziğini duyduğunuzda içinizde hala garip duygular uyanıyorsa (yarın okul var hüznü, ailenin seni yatırıyor olmasına duyduğun kızgınlık, o güzel mavinin romantizmi...)
Polis Akademisindeki her sesi çıkaran adama hayranlık duyuyorsanız
Elm sokağında kabus yüzünden hala yatağın altına bakmaktan korkuyorsanız
Chucky yüzünden en sevdiğiniz oyuncağınızı bile göz önünden kaldırmışsanız
Okulda coca-cola kutusunu ezip mac yaptiysaniz (kızlar yan yatırıp üstüne tam ortasına ayagı yerlestirip ustune basıp yururlerdi, topuklu ayakkabı gibi olurdu)
Apartmanin altindaki zil veya taksi diafonuna basmak müthiş heyecanlı bir yaramazlıksa
Tutti frutti çok ayıp ve olağanüstü merak uyandırıcı bir şovsa
Dört tekerlekli ayakkabının üstüne takılan patenlerden sonra roller bladeler size büyüleyici geldiyse
Bakkala gönderilmenin en güzel yanı küçük sarellenin dibini minik plastik kaşığıyla kazımak veya leblebi tozu yiyip konuşmaya çalışmaksa
Aterideki ördek vurmaca oyununda silahın nasıl çalıştığına hala kafa yoruyorsanız
Işıklı spor aykkabılar hava atmanın önemli bir unsuruysa
Bayramda harçlıklarla aldığınız ilk şey kinder süpriz yumurtasıysa(kağıdını tırnakla yırtmadan dümdüz yapmak da sabır ister doğrusu)
Clementine sizde derin izler bırakmışsa
Kasete kayit yapilabilmesi icin alt tarafinda bulunan karelerin bantla kapatilmasi gerektiğini öğrenmenin önemini biliyorsanız
Commodore 64'de tornavidayla kasetin kafa ayarını yaptıysanız
Anne saat kaç, simiiit, birdir bir, çay kahve gazoz, akşam ebesi, dansa davet, çatlak patlak, yakan top gibi kalabalık oynanan sokak oyunlarından sonra anneniz sizi balkondan yemeğe çağırmışsa
________________________________
"bandıra bandıra ye beni" şarkısını hızlı söylemeye çalıştığınız günler varsa
Rönesans sanatçılarını ilk kez Ninja Kaplubağaların ismi olarak tanıdıysanız
Tele On diye bir kanalı hatırlıyorsanız
Haftasonları çizgi film izlemek için errken kalkmanın ne demek olduğunu biliyorsanız
Şirinler geyiğini arkadaşlarınızla mutlaka çevirdiyseniz (Şirine aslında Gargamel tarafından yapıldı...)
Beğenseniz de beğenmeseniz de tüm çizifilmleri art arda izliyorduysanız
Bir Başka Gece çocukluk hayatınızdaki en görkemli şovsa
Pazar geceleri yıkanma günüyse
Seden Gürel'in neden öyle giyindiğini şimdi sorguluyorsanız
Müzik yelpazesi hayatınıza büyülü yabancı müzisyenler kattıysa
Bir sanal bebeğiniz olmuşsa,
Tetris'i süper hızla oynayabiliyorsanız,
MIRC ergenliğinizin önemli bir parçası olmuşsa(a/s/l ne demek biliyorrsanız)
ICQ nun 11 haneli rakamını ezberlemeye çalışmışsanız.
Pili bitmesin diye kasetleri kalemle havada sarmışsanız,
Çizgifilm şarkılarının ingilizce veya japonca olsa da ezberlemişseniz
Kokulu silgiye, deftere, kaleme harçlığınızı yatırdıysanız.
Eti Cin, Eti Puf, ABC, Balık Kraker, Negro, Bonibon,
Topitop, Yumiyum...vb çok seviyorsanız ve her zaman yeme kabiliyetiniz varsa
Sulugöz'ü düşününce bile ağzınız sulanıyorsa
Küçük bir kızsanız Sindy ile Barbie'yi karşılaştırıyorduysanız
Tsubasa'yı ve küre biçimindeki sahanın sonundaki dev kaleyi hatırlıyorsanız
"Hey Corç versene borç" deyince cevabı hemen yapıştırabiliyorsanız
Macarena dansını yapabiliyorsanız
TV den çekilmiş çizgifilmli sayısız kere izlediğiniz VHS leriniz varsa
Telefonların jetonla çalıştığını hatırliyorsanız
İstop diye bağırdığımızda renk yakalamaya çalışırken onun aslında stop olduğunu uzun zaman önce çözmüşseniz
Saçları renkli ve uzun patlak gözlü çirkin trolleri bile bir furyada satın almışsanız.
Capri Sun ın reklamı ve melodisini hatırlıyorsanız.
Annenizin mavi ped torbalarını şişirip patlattıysanız.
Power Rangers'ın renklerini hatırlıyorsanız
Mc Donalds a gitmek için ailenize yalvardıysanız
Olacak O kadar, Yasemin'in penceresi, Hadi Anlat Bakalım, Adam Olacak Çocuk, Saklambaç.. gibi programları hatırlıyorsanız.
Lambada'nın müziği kulağınızda çalabiliyorsa
"Nereye çufçufluyoruz"un kimin dediğini biliyorsanız.
Sayısız joystik kırdıysanız ve gün gelince artık joystik satılmadığını fark ettiyseniz
Fame City cennetle eşdeğerse
En sevdiğiniz sayı altıysa
Prince of Persia'da alttaki dikenlere düşünce çıkan dınnzk sesini ve kanları hatırlıyorsanız
Mon Ami 48 lik boyalardaki altın ve gümüş renkleri statü sembolüyse
Gençlik hayaliniz Beverly Hills teki havuzlu arabalarsa.
Uhuyla oynamanın zevkini biliyorsanız
Kolalı jelibonun önce kapağını yediyseniz
annenizin poşetler dolusu taso,misket, sporcu kağıtları,
gazoz kapaklarını attığını öğrenince ağladıysanız
Peçete, kağıt, poşet vb... koleksiyonu yapmışsanız
...
Çocukluğumuza dair nostalji zamanı
Katkılarınızla o günleri daha iyi hatırlayacağız.
Lütfen bulduğunuz fotolarını, nostalji Youtube
videolarını, hatırlamak istediğiniz her şeyi paylaşın.
EVET YAŞLANIYORUZ.
(mail forward)
23 Ağustos 2007
Formula 1 Türkiye Özel Kuralları
Formula 1 İstanbul Park Grand Prix'sine artık günler kala heyecan artıyor. Müthiş organizasyona ev sahipliği yapacak olan İstanbul'da hazırlıklar tamam. Meteoroloji pist bölgesi için özel hava raporu bile hazırlıyor. Öte yandan yarışla ilgili esprili e-postalar da internette dolaşmaya başladı. Türk insanının direksiyonda yaşadıklarını hicveden mailler okuyanları kahkahaya boğuyor. İşte Formula 1 Türkiye kuralları... • Türk pilotlar araçlarının bagajlarında mangal bulunduramayacak. • Otomobilde teyp ve anfi teşkilatı varsa söktürülecek, mini vantilatör, kafasını sallayan köpek ve dikiz aynalarında boş CD bulunduran pilotlar yarışa alınmayacak. • Araçların arkasında yazılı bulunan "Canısı, Var Ya, Deli Yürek, Bir Doyamadım Bir de Sabah Uykusuna, Günahkar Sokakların Tövbekar Çocuğu Muhittin; O Şimdi Asker, Tertip İdris, Anan da sollardı" gibi ibareler acilen çıkartılacak. • Pitstop anında (tamir bakım amaçlı kısa mola) teknik ekipten, "Usta gelmişken bir karbüratöre bakıver", ya da diferansiyelden ses geliyor, alt takımlara el atıver" gibi taleplerde bulunulmayacak. • Ülkemize gelen hiçbir yabancı pilotun arabasına yaklaşıp, "Usta kaç yapıyo bu?", "Bizim Almanya´daki kayınçoda bunun aynısından vardı", Bunların ikinci elleri kaça gidiyo hoca" gibi sorular sorulmayacak. • Start verildiği anda arkadan Daaaaat" diye kornayla uyarı yapılmayacak. • Yarış sırasında yabancı pilotlarla çarpışmak suretiyle kaza yapan pilotlarımızın, "Trafik gelmeden yerinden kıpırdatmam arabayı", ya da "Sana sanayiden tanıdık bi ustanın kartını vereyim, git ona yaptır, faturayı ben hallederim" gibi yaklaşımlar göstermelerine kati surette izin verilmeyecek. • Yabancı sigara reklamlarıyla birlikte, milli menfaatler uyarınca, sigara ve içkilerin yanı sıra Vefa Bozacısı gibi reklamlar alınabilecek. Ancak, yarış sırasında kesinlikle çay sigara içilmeyecek. • Cam silici çocuklar pistten uzak tutulacak. • Yine startta bekleyen arabaların arasına, trafik tıkalı zanneden sucu, kağıt helvacı, simitçi gibi seyyar satıcıların girerek sürücülere satış yapması engellenecek. • Piste kati surette hız engelleyici tümsek konmayacak. • Pitstoplarda duran otomobillere kapkaççıların yaklaşmasına izin verilmeyecek. • Otopark mafyasının, pistin etrafındaki 10 kilometre çapındaki alana girmesine kolluk kuvvetleri engel olacak.
Google Earth Sky
Bunu da yaptılar :) Earth, Moon derken şimdi de Sky çıktı. Google Earth'ün son versiyonunda Sky seçeneği ile yıldızları, galaksileri gezebiliyoruz.
5 Ağustos 2007
Türk Telekom'dan İndirimi İkiye Katlayın!
benim 1024 olmuş 4096 aynı fiyata :) belki bol gelir 2048e düşürürüm 20 ytl tasarruf olur. bu arada pazartesi başlıyormuş.
ayrıca hızlı yaz kampanyası diye birşey var. %12 indirim yapıyor bir de bu fiyatlar üstünden. ama iki yıllık sözleşme yapıosunuz. iki yıl içinde bozarsanız indirimleri geri ödüyorsunuz. ben yaptım. en kötü ihtimal bozarsam vadesiz kredi almış gibi geri öderim :) yani internet epey ucuzladı böylece... sağolasın rekabet! (tırstı bunlar smile'dı, superonline'dı falan :)
ayrıca hızlı yaz kampanyası diye birşey var. %12 indirim yapıyor bir de bu fiyatlar üstünden. ama iki yıllık sözleşme yapıosunuz. iki yıl içinde bozarsanız indirimleri geri ödüyorsunuz. ben yaptım. en kötü ihtimal bozarsam vadesiz kredi almış gibi geri öderim :) yani internet epey ucuzladı böylece... sağolasın rekabet! (tırstı bunlar smile'dı, superonline'dı falan :)
29 Temmuz 2007
Türk Matrix
Biraz eski sanırım, ama ben yeni gördüm. Cem Yılmaz'ın Türkler Uzayda'ları gibi bir uyarlama:
Tank bana en yakın çıkışı bul:
-en yakını arabayla 30dk uzakta, sana gelmez abi
-iyi bari birşeyler atıştırayım; tank bana en yakın kebapçıyı bul
-abi sende b.kunu çıkardın
-tamam telefon numarasını ver yeter
- tank bana en yakın çıkışı bul
- sayın abim, ikinci köprüye girmişin sen. yok artık bi çıkış senin
için.
- desene tutulucaz iki saat bu trafikte. eee tank anlat bakalım...
- tank beni ara kontürüm bitiyor
-tank bana en yakın çıkışı bul
-neo ' cum çok şanssızsın ben Cezayir depreminden dolayı Telekomda
problem varmış baglanamıyorum biraz beklicen...
-Bana telekomun adresini ver....
- Tank bana en yakın çıkışı bul.!
- Ne tank ı kardesim.! yanniş numara, yannıs numaraaa... ( çtonk )
- Hiii.... hasss...
-Aloo tang
-efendim abi...
-ben bu akşam geç gelicem merak etmeyin diye aradım...
-Aloo tang.. en yakın çıkış nerde?
-bilmiyom nerde? hihihii
- Tank bana en yakın çıkışı bul
- Olm hala ögrenemedim mi yeşil otobüslerde cep telefonu ile konuşmak
yasak. Kapat inince ararsın
- ..hay senin otobüsüne
- tank bana en yakın çıkışı bul!
- hocam en yakın cıkış iki sokak otede ama sen husrev gerede'den
git orada bir tekel bayii var, oradan iki kısa camel da alırsan cok
sevinirim abi..
- senin bulacağın çıkışın taa ....
- aman abi uzatma işte.. soket olsa ben girer alırım biliyorsun..
- o zaman bana acilen para üstünü bütün almak icin fazladan para verme
proğramını yükle..
- sendedir abi
- tank bana en yakın çıkışı bul
- burası SAMI YEN burdan çıkış yok ekieki )))
- tank bana en yakın çıkışı bul!
- yok ya trinity'i alan sen, kahraman olan sen, sonra başın sıkıştımı
tank gel beni kurtar
- haydaa sırası mı kardeşim şimdi bak morpheus'u veriyorum...
- alo tank bozuntusu kafayi yiyeceksin bak
- aman abi özür dilerim
- tank bana en yakın çıkışı bul!
- hocam en yakın beşiktaş hakan pastanesi var ama barbaros'ta
şampiyonluk kutlamaları var trafiğe kapalı oradan gidemezsin
- çabuk tank!
- dur dur ıhlamur'dan gidersen ulaşabılırsin ama orayı da belediye
kazıyor.. başka yere bakıyorum dayan!
- hadi canım hadi güzelim!
- aha mecidiyekoy profilo hocam direk fulya şişli çıkışından git ama
bu saatte de köprü trafigi vardır orada..
- ne diyeyim bilmiyorum tank sana.. senin suçun da degil ki.. neyse
ben agent'i içime alıyorum hakkını helal et..
- abi son derece üzgünüm..
- tank bana en yakın çıkışı bul
- git kendin bul kaldırma beni yerimden
- lan bana bak oraya gelir senin attığın mermileri tek el hareketiyle
durdururum
- ben de senin fişini çekerim
- ulan ulan...
-tank bana en yakın çıkışı bul
-Taksim meydanına git orda mavi bina var......
-hey yakışıklı nereye koşuyorsun böyle..
-Tank ben seni daha sonra ararım..
- Tank bana en yakın çıkışı bul
- Parola?
- Ne parolası ulan?
- Bilmiyon mu?
- Hayır?
- Morpheus dediki o .pne parolayı bilmiyorsa gelmesin
- Ulan bana söylemediki
- Banane abi git ona anlat derdini emir kuluyum ben
- Iyi tamam bana en yakın çıkışı söyle gelince sorarım ona
- Parola?
- Eben?
- I ih degil!!
Tank bana en yakın çıkışı bul:
-en yakını arabayla 30dk uzakta, sana gelmez abi
-iyi bari birşeyler atıştırayım; tank bana en yakın kebapçıyı bul
-abi sende b.kunu çıkardın
-tamam telefon numarasını ver yeter
- tank bana en yakın çıkışı bul
- sayın abim, ikinci köprüye girmişin sen. yok artık bi çıkış senin
için.
- desene tutulucaz iki saat bu trafikte. eee tank anlat bakalım...
- tank beni ara kontürüm bitiyor
-tank bana en yakın çıkışı bul
-neo ' cum çok şanssızsın ben Cezayir depreminden dolayı Telekomda
problem varmış baglanamıyorum biraz beklicen...
-Bana telekomun adresini ver....
- Tank bana en yakın çıkışı bul.!
- Ne tank ı kardesim.! yanniş numara, yannıs numaraaa... ( çtonk )
- Hiii.... hasss...
-Aloo tang
-efendim abi...
-ben bu akşam geç gelicem merak etmeyin diye aradım...
-Aloo tang.. en yakın çıkış nerde?
-bilmiyom nerde? hihihii
- Tank bana en yakın çıkışı bul
- Olm hala ögrenemedim mi yeşil otobüslerde cep telefonu ile konuşmak
yasak. Kapat inince ararsın
- ..hay senin otobüsüne
- tank bana en yakın çıkışı bul!
- hocam en yakın cıkış iki sokak otede ama sen husrev gerede'den
git orada bir tekel bayii var, oradan iki kısa camel da alırsan cok
sevinirim abi..
- senin bulacağın çıkışın taa ....
- aman abi uzatma işte.. soket olsa ben girer alırım biliyorsun..
- o zaman bana acilen para üstünü bütün almak icin fazladan para verme
proğramını yükle..
- sendedir abi
- tank bana en yakın çıkışı bul
- burası SAMI YEN burdan çıkış yok ekieki )))
- tank bana en yakın çıkışı bul!
- yok ya trinity'i alan sen, kahraman olan sen, sonra başın sıkıştımı
tank gel beni kurtar
- haydaa sırası mı kardeşim şimdi bak morpheus'u veriyorum...
- alo tank bozuntusu kafayi yiyeceksin bak
- aman abi özür dilerim
- tank bana en yakın çıkışı bul!
- hocam en yakın beşiktaş hakan pastanesi var ama barbaros'ta
şampiyonluk kutlamaları var trafiğe kapalı oradan gidemezsin
- çabuk tank!
- dur dur ıhlamur'dan gidersen ulaşabılırsin ama orayı da belediye
kazıyor.. başka yere bakıyorum dayan!
- hadi canım hadi güzelim!
- aha mecidiyekoy profilo hocam direk fulya şişli çıkışından git ama
bu saatte de köprü trafigi vardır orada..
- ne diyeyim bilmiyorum tank sana.. senin suçun da degil ki.. neyse
ben agent'i içime alıyorum hakkını helal et..
- abi son derece üzgünüm..
- tank bana en yakın çıkışı bul
- git kendin bul kaldırma beni yerimden
- lan bana bak oraya gelir senin attığın mermileri tek el hareketiyle
durdururum
- ben de senin fişini çekerim
- ulan ulan...
-tank bana en yakın çıkışı bul
-Taksim meydanına git orda mavi bina var......
-hey yakışıklı nereye koşuyorsun böyle..
-Tank ben seni daha sonra ararım..
- Tank bana en yakın çıkışı bul
- Parola?
- Ne parolası ulan?
- Bilmiyon mu?
- Hayır?
- Morpheus dediki o .pne parolayı bilmiyorsa gelmesin
- Ulan bana söylemediki
- Banane abi git ona anlat derdini emir kuluyum ben
- Iyi tamam bana en yakın çıkışı söyle gelince sorarım ona
- Parola?
- Eben?
- I ih degil!!
21 Temmuz 2007
Cafe Crown 3ü1 Arada Karamel
Ürünün üzerine daha sıcak su dökerken karamel kokusu etrafı sarıyor. Çok yoğun bir koku değil, ama beklendiği gibi kıvamında bir koku. Tad olarak, Nescafe'nin berbat karamellisine kıyasla oldukça iyi. Dilin değişik bölümlerine yayılıp, açık, ferah bir tat bırakıyor. Kremanın karamel aromasıyla birleşince oluşturduğu etki olsa gerek.
Karamel severlere tavsiye edilir.
Nescafe'ninki edilmez. Bademli Nescafe 3in1 hiç tavsiye edilmez :)
Karamel severlere tavsiye edilir.
Nescafe'ninki edilmez. Bademli Nescafe 3in1 hiç tavsiye edilmez :)
8 Temmuz 2007
Dream Dergi MySpace
Dream Dergi'nin MySpace'ine rastladım; adım da listede :) Kaç ay oldu Dream dergiye başlayalı... Herşey güzel gidiyor, nazar değmesin.
6 Temmuz 2007
Olup Biten Özeti
Güzel iki animasyon buldum bi forumda. Blog'a ekleyeyim dedim. Dayı oldum bir de 35 gün önce; kuzenim doğum yaptı.
Brandmarker Student Congress vardı Boğaziçi Üniversitesi'nde. Bir hafta oradaydım. Uluslararası bir kongre, gündüz eğitim & gece eğlence. Dil İngilizce. Türkiye'de sanki yurtdışında bir kamptaymışsınız havasını yakalayabiliyorsunuz: www.brandmarker.org.tr
Bu arada elbette geçen sene Gaia'da yaptığımız gibi gazete çıkardık. Pek güzel oldu.
Prag'a gittim bir hafta. Şahaneydi.

Dream Dergi'de Ağustos sayısında Üniaktivite Üniversite Kampüs Rehberi köşesi dışında Stomp ve Ritmgirls üzerine yazdım. Özellikle Stomp çok keyifli oldu.
Asus P525 aldım, Babalar Günü Kampanyası ile Vatan Bilgisayar'dan. %15 indirim çok cici oldu :) Klavyesi ve işlemci hızı epey rahatlattı Pocket PC kullanımımı.
8 Mayıs 2007
YouTube - çankırılı şaban yılana bak
Bir klip bu kadar mı kötü olur :) Klip kızları 500er kilo, şarkı rezil amca rezil...
26 Nisan 2007
Erdem GENÇ- BİR BİRA DAHA AZ - MORÖKÜZ - Blogcu
Yıllar önce yazdığım bir yazıyı tanımadığım bir arkadaş, blog'una eklemiş. Heavy metal piyasasının çok da değişmediğini hatırlattı bana.
Erdem GENÇ- BİR BİRA DAHA AZ - MORÖKÜZ - Blogcu
Hiç Türk gruplarının konserine gittiniz mi? Yurtdışından gelen gruplara alt grup oldukları konserleri demiyorum; grupların kendi adlarıyla çıktıkları konserlere. Ya da pek sık yapılmayan bu konserlere ne sıklıkla gidiyorsunuz?
Eminim, aranızda "Elimden geldiğince hepsine gidiyorum" diyenlerin sayısı yok denecek kadar azdır. Eminim, çünkü biliyorum. Her konsere gittiğimde kendi gözlerimle görüyorum. Grubu olan arkadaşlarımın demolarının satmadığından tahmin ediyorum.
Gerçi bedava bar konserlerine kayıtsız kalanların sayısı daha az. Ama konser sonrası "Ses sistemi kötüydü", "Millet karı, kız götürmeye gelmiş, izleyici tepkisizdi" gibi yorumlara da aşinayız.
Radyolardaki promosyonlarda ücretsiz dağıtılan demo CD'ler, dergiler için telefonlara koşanların sayısı o kadar fazla ki! Ama iş grubun demosuna para vermeye geldiğinde fazladan bir bardak birayı tercih ediyoruz. Niye?
Bedavaya, emeğe para ödememeye o kadar alıştık ki, sistem bizi buna o kadar uygun yetiştirdi ki, emeği bir değer görmekten uzaklaştık.
Neden arkadaşından ödünç almak veya internetten çekmek yerine para veresin? Neden sıcak yatağından k...ı kaldırıp o grubun konserine gidesin bu soğukta? Bir de üstüne para ödeyeceksin. Niye dergi satın alasın ki, nasıl olsa bir arkadaşın alır, biraz göz gezdirirsin..
Eğer böyle düşünüyorsan, neden ses sistemi kötüydü, neden daha az insan vardı, neden metal dinliyorum diye beni ikinci sınıf insan görüyorlar, diye soramazsın!
O grubun CD'sini alacaksın ki o grup her hafta yaptığı provalardan, boş geçen konserlerinden yılıp müziği bırakmayacak. Konsere gideceksin, biraz elini cebine atacaksın ki, iyi bir ses sisteminde müzik dinleyeceksin, işini bilen adamların çalıştığı iyi organizasyonlar göreceksin.
Dergini alacaksın, müziğini takip edeceksin, ilgileneceksin; ne oluyor ne bitiyor. Boş bir insan olmayacaksın sevdiğini söylediğin müzik hakkında.
Biraz daha çaba göstereceksin, fedakârlık edeceksin. Bir bira daha az içeceksin.
"Ben yanmasam
sen yanmasan
biz yanmasak,
nasıl
çıkar
karan-
lıklar
aydın-
lığa..."
Nazım HİKMET
Erdem GENÇ
(Metal Monster Dergisi, Yaz 2004 )
Not: Kısaltılmıştır.
Erdem GENÇ- BİR BİRA DAHA AZ - MORÖKÜZ - Blogcu
Hiç Türk gruplarının konserine gittiniz mi? Yurtdışından gelen gruplara alt grup oldukları konserleri demiyorum; grupların kendi adlarıyla çıktıkları konserlere. Ya da pek sık yapılmayan bu konserlere ne sıklıkla gidiyorsunuz?
Eminim, aranızda "Elimden geldiğince hepsine gidiyorum" diyenlerin sayısı yok denecek kadar azdır. Eminim, çünkü biliyorum. Her konsere gittiğimde kendi gözlerimle görüyorum. Grubu olan arkadaşlarımın demolarının satmadığından tahmin ediyorum.
Gerçi bedava bar konserlerine kayıtsız kalanların sayısı daha az. Ama konser sonrası "Ses sistemi kötüydü", "Millet karı, kız götürmeye gelmiş, izleyici tepkisizdi" gibi yorumlara da aşinayız.
Radyolardaki promosyonlarda ücretsiz dağıtılan demo CD'ler, dergiler için telefonlara koşanların sayısı o kadar fazla ki! Ama iş grubun demosuna para vermeye geldiğinde fazladan bir bardak birayı tercih ediyoruz. Niye?
Bedavaya, emeğe para ödememeye o kadar alıştık ki, sistem bizi buna o kadar uygun yetiştirdi ki, emeği bir değer görmekten uzaklaştık.
Neden arkadaşından ödünç almak veya internetten çekmek yerine para veresin? Neden sıcak yatağından k...ı kaldırıp o grubun konserine gidesin bu soğukta? Bir de üstüne para ödeyeceksin. Niye dergi satın alasın ki, nasıl olsa bir arkadaşın alır, biraz göz gezdirirsin..
Eğer böyle düşünüyorsan, neden ses sistemi kötüydü, neden daha az insan vardı, neden metal dinliyorum diye beni ikinci sınıf insan görüyorlar, diye soramazsın!
O grubun CD'sini alacaksın ki o grup her hafta yaptığı provalardan, boş geçen konserlerinden yılıp müziği bırakmayacak. Konsere gideceksin, biraz elini cebine atacaksın ki, iyi bir ses sisteminde müzik dinleyeceksin, işini bilen adamların çalıştığı iyi organizasyonlar göreceksin.
Dergini alacaksın, müziğini takip edeceksin, ilgileneceksin; ne oluyor ne bitiyor. Boş bir insan olmayacaksın sevdiğini söylediğin müzik hakkında.
Biraz daha çaba göstereceksin, fedakârlık edeceksin. Bir bira daha az içeceksin.
"Ben yanmasam
sen yanmasan
biz yanmasak,
nasıl
çıkar
karan-
lıklar
aydın-
lığa..."
Nazım HİKMET
Erdem GENÇ
(Metal Monster Dergisi, Yaz 2004 )
Not: Kısaltılmıştır.
23 Nisan 2007
Google 23 Nisan!
Google bugün com.tr kullanıcılarını 23 Nisan özel logosuyla karşıladı. Güzel bir jest ve başlangıç!
24 Mart 2007
20 Yıllık Heavy Metal Efsanesi: PENTAGRAM
Daha önce "kısaltılmış versiyon"u Dream Dergi'de yayınlanmış Pentagram yazım, Alternatif Süreç gazetesinde orijinal haliyle yayınlandı. Buyrunuz okuyunuz:
![]() |
| 72.SAYI / 2.sayfa / 2/17/2007 / Haber Merkezi-ISTANBUL / Sanat-Kültür |
| Türkiye'de müzik yapmanın zorluğundan dem vurmayan müzisyen yoktur. Onlarca, yüzlerce grup arasından sıyrılıp da, yıllarca müziğinden taviz vermeden ayakta kalmak, ancak efsane gruplara has bir özelliktir ve ülkemizin yegane efsane heavy metal topluluğu Pentagram, ecnebi memleketlerde nam-ı diğer Mezarkabul, 20. Yıl konserlerini onu yıllardır yalnız bırakmayan eski ve yeni fanlarıyla kutluyor. |
| Devamı için tıklayın... |
20 Mart 2007
TÜGAİD'ın dergisi Elegans'ta birinciliğimiz
:: Elegans ::
Ben bunu yazmamışım sanırım. TÜGİAD'ın YTÜ'de verdiği Girişimcilik eğitimlerinde EFE adlı takımımız TOT (Taste Of Turkey) projesiyle birinci olmuştu. Bu da TÜGİAD'ın yayın organı Elegans'ta yeralmıştı.
Yıldız Teknikliler Sertifika Aldı
Üniversite - sanayi işbirliğine en güzel örneklerden birini oluşturan TÜGİAD Girişimcilik Derslerinde Yıldız Teknik Üniversitesi işbirliği ile yapılan program tamamlanarak öğrencilere sertifikaları verildi. Dönem sonu
nda 4 gruba ayrılan öğrenciler “organik ürünler” konusunda yaptıkları sunumlarla başarı için yarıştılar. Öğrencilerin görülmeye değer bir heyecan ve özenle yaptıkları sunumlardan sonra TÜGİAD Girişimcilik Komisyonu tarafından yapılan değerlendirmenin sonuçları 6 Haziran’da Genel Merkezde yapılan törende açıklanarak öğrencilere sertifikaları verildi. Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencileri başarıyla tamamladıkları program sonrasında sertifikalarını Girişimcilik Komisyonu üyeleriyle birlikte kutladılar.
Ben bunu yazmamışım sanırım. TÜGİAD'ın YTÜ'de verdiği Girişimcilik eğitimlerinde EFE adlı takımımız TOT (Taste Of Turkey) projesiyle birinci olmuştu. Bu da TÜGİAD'ın yayın organı Elegans'ta yeralmıştı.
Yıldız Teknikliler Sertifika Aldı
Üniversite - sanayi işbirliğine en güzel örneklerden birini oluşturan TÜGİAD Girişimcilik Derslerinde Yıldız Teknik Üniversitesi işbirliği ile yapılan program tamamlanarak öğrencilere sertifikaları verildi. Dönem sonu
nda 4 gruba ayrılan öğrenciler “organik ürünler” konusunda yaptıkları sunumlarla başarı için yarıştılar. Öğrencilerin görülmeye değer bir heyecan ve özenle yaptıkları sunumlardan sonra TÜGİAD Girişimcilik Komisyonu tarafından yapılan değerlendirmenin sonuçları 6 Haziran’da Genel Merkezde yapılan törende açıklanarak öğrencilere sertifikaları verildi. Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencileri başarıyla tamamladıkları program sonrasında sertifikalarını Girişimcilik Komisyonu üyeleriyle birlikte kutladılar. ![]() Girişimcilik Komisyonu Başkan Yardımcısı Bülent AHISKAL törende proje koordinatörü İrfan Kadir TANVER’e teşekkür sertifikası verdi. | |
![]() Eser ÖZPUYLAT, Erdem GENÇ, Arzu ÇAKMAK, Hüseyin ÜNAL, İpek SİYİONARAN’dan oluşan ekip, yaptıkları sunumla birinci seçildi. Birinci ekip TÜGİAD Girişimcilik Komisyonu Başkanı Nurettin VAROL, proje koordinatörü İrfan Kadir TANVER ve Lütfü KÜÇÜK ile birlikte görülüyor. |
9 Mart 2007
YouTube'a uygulanan erişim yasağı kaldırıldı
"Atatürk'e hakaret edilen video görüntüleriyle ilgili haberlerin basında yer alması üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından erişim yasağı konulan YouTube'un erişim yasağı kalktı." Hürriyet
Bizi dünyaya bu kadar rezil edebilecek başka etkinlikleri olur mu bilmiyorum. Yunanlı'nın yaptığının etkisi sıfıra yakınken, bu bizi dünyaya rezil etti. Aynı zihniyet devam etmez umarım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





