15 Kasım 2008

Gloria Jean's, Taksim - Framboaz Jöleli Tatlı

Aslında asıl adı "Framboaz Jöleli Tatlı" değil, ama şu an hatırlayamadım. Hazır cafe'lerden hızımı alamamışken ekleyeyim dedim. Hem lezzeti, hem görüntüsü harika. Fotoğrafta ben bıçakla dilimledikten sonraki halini görüyorsunuz :) Aslında birleşikken de pek güzel görünüyor. Kahveyle uyumu harika.
Başka çeşitleri de tez vakitte tadılmalı.

The House Cafe, Teşvikiye - Sakızlı Türk Kahvesi

Teşvikiye Cafe’nin hemen aşağısındaki köşeye konumlandırılmış The House Cafe pek güzel, tavsiye ederim. Kaynağının İzmirli bir Türk Kahvesi ustası olduğunu duyduğum Sakızlı Türk Kahvesi de tadılabilir. Çeşme’de Sakızlı Muhallebi, Sakızlı Dondurma falan yediyseniz, Türk Kahvesi’yle birleşince nasıl bir tad olduğunu tahmin edebilirsiniz. Nadiren değişiklik olsun diye içerim, ama yokluğunda pek arayacağımı sanmıyorum.

Cafe Crown, Etiler

Otoparkı olması avantajıyla talebi yüksek olan Etiler Cafe Crown, Ülker’in 3ü1 Aradasının adı olmaktan epey öteye geçmiş. Servis muazzam, çalışanlar oldukça nazik, ilgili. Boğazlarımdaki hafif rahatsızlıktan dolayı Jasmin Gold (Yaseminli Yeşil Çay) denedim. Dışarıda çay içerken en hoşlanmadığım durum, sallama poşet çayın servis edilmesidir. Burada oldukça özel bir demlik içinde, özel çay yaprakları bulunuyor. Bardak büyüklüğü, demliğin konulacağı tabak servisi başarılı. Çay, çok güzel. Özellikle yeşil çayı faydaları için içiyor, ama tadını beğenmiyorsanız yaseminlisini denemelisiniz.

Elma Tarçın çayı da iyi bir karışım olmuş. Ne elma, ne tarçın baskın çıkıyor. Güzel bir karışım. Servis edilişi de aynı şekilde.

Rumeli Caddesi’ndeki (Nişantaşı) Cafe Crown’dan servis, dekorasyon ve ferahlık olarak oldukça üstün. Menüler sanırım aynı. Filtre kahvelerdeki çeşitlilik de göz dolduruyor.

10 Kasım 2008

İsmet Bahçevan Sofrası, Fatih

En lezzetli yemekleri hep salaş tabir edilen, çok da hijyenik gözükmeyen yerlerde yedim. Neyseki kılı kırk yaran, hijyen tutkunlarından değilim de bu lezzetlerden mahrum kalmadım. Tabi yirmi yıl sonra bu rehavetim yol, su, elektrik, böbrek yetmezliği, damar çatlaklığı olarak dönmezse :) Mekan kardeşimin yıllardır bayıla bayıla yediği, bize de yedirdiği efsanevi "Sur Kebabı"nın da (bir ara onu da anlatırım) satıldığı Kadınlar Çarşısı'ndaki (bazı konularda çok ümitli olmamak lazım) "Damak Zevki Anlatılmaz Yaşanır" sloganlı İsmet Bahçevan Sofrası. İsmet Abimiz kasanın başında elinde kumanda maç olsun, Kurtlar Vadisi olsun keyifle zaplamakta. Anlaşmalı otoparka aracınızı bırakmanız da ücretsiz.
Bir toplantı için seçilebilecek en ilginç yerler kategorisinde zirveye oynayan bu lokantada, öncesinde yemek yediğim için sadece içli köfteyi tatma fırsatı buldum. Şahaneydi, tadı kıvamı. Yanında da kepçeyle içilen bol köpüklü bir ayran geldi ki şerbet mübarek :) Ama "süt için, süt içirin" reklamlarındaki beyaz bıyıkların köpüklü versiyonunu bırakıyorsunuz. Aşiret Kebap gibi spesyallerini de en kısa sürede tatmayı planlıyorum.

Turkcell'den Avea'ya SMS tacizi devam ediyor

Bu aralar şu numara taşınabilirliği konusuna takmış durumda gözükebilirim; ama inanın her yerden gelen bombardımanın yavan etkisi, bende sorun yok :)
Az önce Turkcell, Avea hattıma ikinci SMS'ini attı:

"Numaranızı Turkcell'e taşıyın, 6 ay boyunca 10 YTL'ye Turkcell'lilerle ayda 10 saat ücretsiz, diğer yönlere 10 Ykr'ye konuşun. Sizi en yakın bayimize bekliyoruz."

Hakikaten güzel kampanya gibi duruyor. Peki ya eski Turkcell'liler? "Haftada iki gün bedava" kampanyasıyla ağzımıza yılbaşına kadar çalınan 64 saatlik bal bunu karşılar mı? Yoksa gidip ekstra Avea hat alıp Turkcell'i öyle mi arayalım? :)

Bakalım daha neler göreceğiz...

7 Kasım 2008

Avea'dan Numara Değişme Spam Mail'leri

Gün içinde telefonla taciz kampanyası yapan Avea, çalışmalarına spam mail ile devam etti. Mailımı nereden buldular bilmiyorum; ama birkaç farklı mailıma gelmesi, spam olduğunun ispatı.

İşte gelen spam mail örneği:

Numara Taşınabilirliği 9 Kasım'da başlıyor. Bu çok özel günde Şaşkınbakkal Avea Hizmet Merkezi'nde cep telefonları, formalar, Fenerbahçe-Galatasaray maç biletleri, Müzikİndir CD'leri ve Demet Akalın, Hande Yener, Teoman, Yavuz Seçkin, Peker Açıkalın ile tanışma fırsatı seni bekliyor.

Ayrıca Taksim Beyoğlu ve Ankara Tunalı Hilmi Avea Hizmet Merkezleri'nde forma ve Müzikİndir CD'si kazanma fırsatı yakala.

9 Kasım'da hem kaliteli iletişimle ve avantajlı Avea tarifeleriyle tanışmak hem de doya doya eğlenmek için Avea Hizmet Merkezleri'ne davetlisin.

Haydi, sen de numaranla gel Avea'ya konuş doya doya!

Çekilişsiz kurasız, Avea'dan herkese hediye!

- 5 numara taşıyana 1 adet cep telefonu
- 4 numara taşıyana 1 adet Fenerbahçe ? Galatasaray maçı Fenerium Üst tribün bileti
- 3 numara taşıyana 1 adet 4 büyüklerden dilediğiniz takımın taraftar forması
- 2 numara taşıyana 1 adet Fenerbahçe ? Galatasaray maçı Migros tribün bileti
- 1 numara taşıyana 1 adet Müzikİndir CD'si

* Hediyeler stoklarla sınırlıdır. Numara Taşıma işlemi hattın sahibi veya onu temsile yetkili kişi tarafından yapılabilmektedir. Yakınlarınızla birlikte ilgili hizmet merkezlerine gelip bu promosyondan yararlanabilirsiniz.

Numara Taşınabilirliği: Avea'nın Rövanş Atağı

Turkcell'in "Gel Bana" SMS Tacizi'nden sonra Avea da direkt Turkcell numaramdan arayarak bilgi vermek istedi. "İlgilenmiyorum, teşekkürler" diyerek 5. saniyede durumdan kurtulabilir veya 5 dk kendileriyle tartışıp ikna olabilirsiniz.
Bu arada artık Vodaphone reklamlarından sonra da Numara Taşıma hadisesi duyuruları görmeye başladık. Onlar da artık oyuna dahil olduklarını belirtiyorlar. Bakalım taciz sms veya çağrıları olacak mı?

4 Kasım 2008

The Marmara Hotel, Taksim & Boğaz

Geçen hafta boyunca, bir organizasyon sebebiyle her gün The Marmara'daydım. İşin keyfi bir yana Restaurant katının (20. kat) ve toplantı salonunun manzarası da ayrı bir keyifliydi.
Restaurant katı İstiklal Caddesi'nin başından, Metro, Taksim Parkı, AKM ve aşağısında Boğaz'a kadar hakim. Ufak bir de video çektim telefon ile:



Toplantı salonu ise olağanüstü bir Boğaz manzarası sunuyor; insanın ufku açıldıkça açılası, çalıştıkça çalışası geliyor :) Ama çekmeyi unuttum :/

3 Kasım 2008

Turkcell'in "Mustafa" sponsorluğu olayından kurtulma çabası

Word Of Mouth'un gücünü bir kez daha gördüğümüz olay da "Mustafa" filmi oldu. Konu "Atatürk" olunca elbette çok dikkatli davranmak gerekiyor. Herkesin hassas olduğu bir konuda atılan her adım önemli.
Daha önce Facebook'ta "MUSTAFA BELGESELİNE SPONSOR OLMAKTAN KORKAN turkcelli KINIYORUZ" adlı bir grup davetini şu açıklamayla geri çevirmiştim:

Erdem Genç 29 Ekim, 16:16'Da
Sadece yorum yazmak için üye oldum; birazdan gruptan ayrılacağım:
"Mustafa" filmi Atatürk'ün kendisi değildir, ticari bir projedir. Bu durumda "Ulu Öndere Sponsor Olmama" gibi bir durum söz konusu değildir. Bu bakış açısı Yüce Atatürk'ü ticari çıkar amacıyla kullanmakla özdeşleştirilebilir (veyahut tam tersi). Bu sebeple tehlikelidir. Turkcell'in değerlendirmesi de ağırlıklı ticari olmuştur görüşündeyim. Filmin basın gösterimine işlerim sebebiyle katılamadım; ancak bugün izleyeceğim. Umarım layığıyla yapılmış ve ticari olarak da başarılı bir iş olur da bundan sonra benzer yapımlarda Turkcell sponsor olur.

Sonrasında işler gelişti, başka başka gruplar da açıldı ve Turkcell'in protesto edilmesi sürdü. Şirket kendini savunmak için bugünkü anasayfasını şu şekilde yaptı:

Açıklama ise şu şekilde:
"Bazı yayın organlarında Turkcell’in ‘Mustafa’ filmine sponsor olmamasıyla ilgili çıkan haberler gerçeği yansıtmamakta ve kamuoyunu yanlış yönlendirmektedir.

Ülkemizin kurtarıcısı, Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün dünya tarihinin en önemli liderlerinden biri olduğunu, hem yurt içinde hem de yurt dışında tanıtacak projeler bizi heyecanlandırdığından ‘Mustafa’ filminin sponsorluk önerisini değerlendirdik.

Çalışmalarına saygı duyduğumuz proje yapımcısıyla yaptığımız ön görüşmelerde, filmin beklentimiz yönünde Atatürk’ün liderliğini, dehasını ve kahramanlığını dünyaya tanıtmaktan çok, Atatürk’ün özel hayatına odaklanan bir film olduğunu görünce projede yer almayı tercih etmedik.

Gelecekte de, Ulu Önder Atatürk’ü dünyaya tanıtacak ve tarihin en önemli liderlerinden biri olduğunu vurgulayacak projeleri desteklemekten gurur duyacağız.

Kalbi Türkiye’ye hizmet için atan Turkcell ailesi olarak ülkemiz için çalışmaya devam edeceğiz.

Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş."


Daha önce de belirtmiştim: "Mustafa" filmi Atatürk'ün kendisi değildir, ticari bir projedir. Bu durumda "Ulu Öndere Sponsor Olmama" gibi bir durum söz konusu değildir.

Bu tarz tartışmaların kamuoyuna çıkması iki tarafa da zarar verir. Aldığım duyumlara göre Turkcell'den üst düzey bir yetkili önce sponsorluk için yeşil ışık yakmış; ardından inceleyen Kurumsal İletişim departmanı yukarıdaki açıklama nezdinde bir karara varıp vazgeçmiş. Hatta önceden yapılan harcamaları da Turkcell karşılamış ve sonra Sabancı Holding'in sponsorluğuna gidilmiş. Elbette bunlar duyumdur, gerçeklik garantisi veremiyorum. Ama konuya uygun bir tutum olarak gözüküyor.

Konunun daha fazla büyüyüp uzaması da rahatsızlık vermekte.

30 Ekim 2008

Can Dündar'ın "Mustafa"sı


Bu seneki 29 Ekim kutlamam Can Dündar'ın "Mustafa" filmiyle bütünleşti. Birçok eleştiri gelecektir. Birçok eleştiri de "Atatürk" tabusu sebebiyle gelmeyecektir.

Bu açıdan oldukça cesur bulduğum bir belgesel film oldu: Bambaşka bir Mustafa Kemal'le tanışıyoruz filmde. Kusursuz, doğaüstü bir kahraman değil, bir "insan" karşımızdaki. Eğlence hayatıyla, ilişkileriyle, en çok da "yalnız"lığıyla. Birçok az konuşulan/bilinmeyen detayın gün yüzüne çıktığı izlenesi bir film.

Dediğim gibi çok eleştirilebilir. Bazı yerler çok gereksiz detaylandırılmış, bazı konular pek üstün geçiştirilmiş denebilir. Ancak bugüne kadar böylesi özenli bir çalışma yapılmadı. Hem görmek, hem takdir etmek lazım. Gösterimden kalktıktan sonra muhtemelen en az çift DVD'lik bir versiyonu çıkacaktır ve bu versiyonda da sinema zamanına sığmayan birçok güzel detay eklenecektir.

Film sonrası Show TV'de de Siyaset Meydanı'nda Can Dündar konuktu. Ayrıca Tekfen Filarmoni Orkestrası da "resmi olmayan diğer İstiklal Marşı besteleri" konseptli projeleriyle performans gerçekleşti. Hem Can Dündar'ın film ve filmdışı Atatürk anıları, hem de gayet güzel performe edilen diğer marşlar günün atmosferini güzel tamamladı.

Bu arada film sırasında -spoiler- geyikleri de eksik olmadı:
-Filmin sonunu söylüyorum: 1923'te Cumhuriyet ilan edilecek!
:)

28 Ekim 2008

Blogger'ın Kapatılması Üzerine

Blogger ilk kapatıldığında hızla tepki verebilmek için derhal Wordpress hesabıma aktarımlar yapıp birşeyler karalamıştım. Buyrun.

24 Ekim 2008

Contemporary Istanbul '08

Sergiyi yazacakken Blogger'ın kapanması taslak halinde bulunan Contemporary Istanbul dosyamı sadece fotoğraflarla yayınlamama sebep oldu.

http://picasaweb.google.com.tr/m3works/ContemproryIstanbul08

Oldukça keyif aldığım bu sergiyi doya doya anlatamadım; şimdi de aklımda pek birşey yok. Ancak Nur Çintay A.'nın yazdıklarını okuyabilirsiniz.
O da sanırım benim gibi en çok Marck adlı Alman sanatçının video heykellerini sevdi. Çektiğim video heykel videoları da aşağıdan izleyebilirsiniz (HTC Diamond telefon ile çekildi):

Marck - Dornen - Dikenli Tellere Takılan Kız

Marck - Türk Hamamı

Marck - Frauenkiste - Sandıktaki Kadın

23 Ekim 2008

Avea Hattıma Turkcell "Gel Bana!" mesajı atıyor

Az önce Turkcell'den Avea hattıma gelen mesajla dumur oldum: "HER AY 30 DK BEDAVA! Numarasini 9 Kasim'dan once Turkcell'e tasiyanlara Turkcell'lilerle 6 AY boyunca her ay 30 DK BEDAVA! Sizi Turkcell bayilerine bekliyoruz!"

Bu reklamın etikliği tartışılacaktır. Belki de kısa süre sonra da karşı atak yapacak Avea'dan Turkcell'e de mesajlar gitmeye başlayacaktır. İlgimi çeken diğer bir nokta da Vodaphone'ın şu numara taşınabilirliği durumlarında hiç pozisyon almaması, herhangi bir reklam çalışması yapmaması olmuştur.

Avea ise aylardır sanki kendi hizmeti gibi duyurmakta ve devam edeceğe benziyor. Önceleri Avea logosuyla gazetelerde yayınlanan "Sen de gül" sloganlı karikatürlerde artık sadece slogan yazıyor ve numara taşınabilirliği esprili bir dille anlatılıyor. Turkcell de bir iki haftadır "kalite"sini, herkes tarafından malum "iyi çekme"sini önplana çıkararak bu olayı avantaja çevirmeye çalışıyor. Oysa biliyoruz ki numara taşınabilirliğinin çıkmasının önündeki engel de Turkcell'di. Bu farklı tutumdan tüketici ne kadar haberdar veya ne kadar umursar zamanla göreceğiz.

İşin bu kısmı dışında "aylık 30 dk"lık bir havuçla, "39 kontöre her yöne 500 mesaj", "her 150 kontör yüklemeye 2 saat bedava", "10 dksı 2 kontör" gibi güzel haklarımdan hiç vazgeçesim yok :) E çoğu kişinin ikinci telefonu da var artık. Bence bu operatör değişikliklerinden karlı çıkmanın en mantıklı yolu, döviz dalgalanmaları, ekonomik kriz gibi durumlarda yapıldığı gibi suların durulmasını beklemek. Ani hareketler gereksiz para ve karizma (farklı operatörde iseniz anons veya farklı çalma tonu çıkacak) kaybına neden olabilir.

17 Ekim 2008

Merit Hotel, Girne - Kıbrıs

Pazar sabaha karşı gittiğimiz -dış hatlar olması sebebiyle 2 saat erken- havaalanında, Garanti ve HSBC VIP Lounge'larında kartların yıllık aidatları için -Helal Olsun!- diyecek kadar rahatladıktan sonra, THY 06:00 uçağıyla Kıbrıs'a doğru yola çıktık.
7 sularında inişe 100 metre kala birden geri kalkıp birkaç tur atarak tekrar indiğimizde betimiz benzimiz artmıştı. Beyazlık uykusuzlukla birleşince epey garip görünüyor olmalıyız ki otel görevlileri gözlerini bizden alamayıp ilgilerini eksik etmediler.
Kıbrıs'ta trafiğin soldan akması, direksiyonların sağda olması, İngilizce tabelalar falan İngiltere hasretimi azalttı :) Zaten çok fazla İngiliz varmış. Yerel insanlarla tanışınca çok şey öğrendim Kuzey Kıbrıs hakkında. Etrafın yeşilliği pek yoktu. Geçen sene hiç yağmur yağmadığından dediler.

Neyse otele dönelim... Otel beş yıldızlı olmasına rağmen kapalı havuzu yoktu; şaşırdık. Standartlar farklı belli ki burada. Asansörle inilebilen sahildeki deniz güzeldi bu mevsimde bile. Sıcaklık idealdi. Ağustos'ta kavrulmayı pek sevmeyenlere uygun. Akdeniz'den de tuzluydu sanırım. Batamıyorsun :) Kumsal falan değildi; tam çıkarma yapmalık, birden derinleşen bir denizi var.

Casino'da bol bol makineler, oyunlar, bol bol da ikram var. Sınırsız içki servisi gece 1'de bitmesine rağmen Casino'da sabaha kadar. İlk gün para kaybedip "neyse aşkta kazanırım" derken ikinci gün kazanıp "fit" olunca nötr bir vaziyette ilerleyeceğim sonucunu çıkardım :)

Dönüşte KTHY ile döndük. Kötü bir şirket olduğunu söylemişlerdi. Oysa diz mesafesi daha da fazlaydı. Ama ikramda seçenek olmadan sandviç ve kutu portakal suyu vermeleri garip oldu... Ben salata ve zero kolamı istiyorum belki cık cık.

Genel itibarıyle çok sarmadı Kıbrıs. Başka yerlerinin de Girne'den iyi olmadığını söylediler.

http://www.merithotels.com/meritccove.htm

3ü1 Arada

En iyi 3ü1 arada tartışmasına noktayı koyan karışım :)